Berlin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Berlin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Mayıs 22, 2008

Berlin-4

19 mayıs'ın tatil olması nedeniyle 3 günlük küçük bir gezi yaptık, gezdiğimiz yerleri anlatmak için sabırsızlanıyorum, ama önce Berlin'i bitirmeliyim. Bugün Berlin'le ilgili bir kaç nokta ve ipucunu yazdıktan sonra bu gezi dosyasını kapatalım, yenisinin vakti geldi de geçiyor bile :)

  • Biz bir hafta kaldığımız için metro ve otobüslerin hepsinde 1 hafta geçerli olan Wochenkarte aldık, ayrıca günlük (Tageskarte) ve 6 duraklık gibi başka kartlar da var.

  • Metro ve otobüs hatları çok güzel, taksiye binmeniz hiç gerek kalmıyor. Hatta metroyu bile çok az kullandım, M100 ve M200 diye 2 otobüs hattı var, hemen hemen 5-10 dakikada bir kalkıyorlar, çift katlı olduğu için üst kattaki ön sıralar turistlerce çok popüler.

  • M100 ve M200 Zoo'nun ordaki büyük otobüs durağından hareketle yola çıkıyor. Biz Ku'damm'da kaldığımız için sabahları genellikle gidip ilk duraktan bindiğim için üst kattaki ön koltuğa oturma şansım oluyordu.

  • Durakların üzerindeki dijital panolarda o hattan geçen otobüslerin kaç dakika içinde orada olacağı yazıyor ve gerçekten de otobüs orda oluyor. Eğer erken geldiyse zamanını doldurup bir sonraki durağa öyle devam ediyor.

  • Eğer çok zamanınız varsa otobüslerle şehri rahatlıkla gezebilirsiniz, ama zamanım az derseniz 1.5-2 saatlik gezi otobüslerine binip önemli turistik noktaları sesli rehberi dinleyerek gezebilirsiniz.

  • Zoo demişken m100 ve m200'un Zoo'daki son durağında indikten sonra yolun hemen karşısında Ullrich markete uğrayıp su, bisküvi vs gibi alışveriş yapabilirsiniz. Pazar dahil, akşam 10'a kadar açık.
  • Özellikle Almanya'da marketlerde poşet kullanımı dikkatimi çekti: Alışveriş sonunda size naylon poşet verilmiyor, eğer isterseniz 0.15 euro ödeyerek alabiliyorsunuz. Çevreci yaklaşımdan dolayı çok şeker bez alışveriş çantaları satılıyor.

  • Berlin'den pek alışveriş yapmadım, artık hemen hemen her marka Türkiye'de var ve ordaki fiyatlar burdan çok da ucuz değil. Burda hem taksit yapabiliyorsunuz, hem de puan kazanıyorsunuz. Arkadaşlarımın ısrarla bakmamı söyledikleri H&M'in nerdeyse her adım başı mağazası var, kıyafet tarzını Mango ve Zara'ya benzetebiliriz. Balık etinden hallice ve hafif bir göbeğim olduğu için H&M'deki kıyafetler pek bana uymadı, ayrıca adım başı olan mağazaların hepsi çok kalabalık olduğu için kıyafet denemek için sabrım yetmedi, onun yerine sokaklarda dolaşmak daha cazip geldi. Zaten tişortlerin etiketlerinin çoğunda Made in Turkey yazıyor :)

  • Kurfürstendamm'daki KaDeWe mağazasının solunda sokak içinde Idee mağazası ve Wertheim'in en alt katı hobi meraklılarına duyrulur. Yün, şiş, ahşap, resim malzemeleri, kurdele, kumaş, boya,... elişi hobileriyle aklınıza ne gelirse toplanmış. Çok güzel şeyler olmakla beraber sanki Eminönü'nde daha fazla çeşit var.

  • Dükkanlar genelde hafta içi saat 20:00'de, cuma ve ctesi ise 21:00'de kapanıyor, pazarları pek açık mağaza yok, eğer alışveriş planınız varsa bu saatler aklınızda olsun.

  • C&A'nın civarındaki oradaki büfeleri genelde Türkler işletiyor, C&A arkanızda kalacak şekilde Johimstrasse'den karşıya geçin, oradaki büfede Saka su bulabilirsiniz, 1 euro. Ullrich markette (su : 0.25 euro, pet şişe ücreti: 0.29 euro ) 0.54 euroya küçük nestle su alabilirsiniz. Bunun dışında Gerolsteiner, Volvic markalı sular benim damak zevkime pek uygun değil. Su deyince genelde bizim soda dediğimiz su içiliyor. Wasser mit Gase ( gazlı yani soda ), Wasser ohne Gase ( gazsız yani bizim bildiğimiz ) diye su isteyebilirsiniz.

Pazar, Mayıs 11, 2008

Berlin-3

Kurfürstendamm bölgesine yakın bir otelde kaldık, alışveriş, ulaşım ve yemek açısından çok rahat ettik.

Restoranlardaki fiyatlardan da söz etmek istiyorum, ancak McDonalds'taki standart bir menünün fiyatını - 7 euro - baz alırsak karşılaştırma açısından daha doğru olur.

  • Wittenbergplatz'da KADEWE (Kaufhaus Des Westens) diye çok katlı bir alışveriş merkezi var, haftaiçi akşam 8'e, haftasonları da 9'a kadar açık. Kıyafet bölümlerinde pek dolaşmadım, ev tekstili ve mutfak eşyalarının olduğu katları gezmek daha eğlenceli oluyor. KADEWE'nin en üst katındaki gurme bölümüne mutlaka uğrayın, normal marketlerde göremeyeceğiniz, birbirinden farklı sos, makarna, peynir, çikolata, çay, kahve çeşidi var. Ayrıca yine bu kattaki bar şeklinde restoranlarda yemek de yiyebilirsiniz. Bir çeşit yemek ve içeceğin fiyatı ortalama 10-12 euro civarında.

  • Kaldığımız otelde kahvaltı dahil değildi, sabahları zaman kaybetmemek için ben de kruvasan ve kahve ile kahvaltı yaptım, adımbaşı Tchibo var ve pastanelerin hemen hepsinde bu şekilde kahvaltı yapmak mümkün, bazılarında taze sıkma postakal suyu da bulabilirsiniz. Ku'damm (Kurfürstendamm)daki Kranzlereck'in ordaki Wiener Feinbäckerei Heberer pastanesine içinde taze peynir olan kruvasan buldum, bu şekilde kahvaltı daha keyifli oldu. Burda aynıca minik minik ekmekler ve soğuk sandviç de satılıyor, benim favorim pesto soslu ve taze peynirli sandiç, pesto sosu bu şekilde denemenizi öneririm. Sade kruvasanın fiyatı 0.80 euro, peynirli olursa 1.1o euro.

  • Yine Kranzlereck bölgesinde taze sıkma meyve suyu yapan bir yer var, vitamin açığını kapatmak için harika bir yer. Küçük boy bardak 2.90 euro, orta boy, 3.90 euro. Aynı fiyatlara karışık hazır meyve salatası da alabilirsiz, bu şekilde meyvelerin liflerinden de faydalanmış olursunuz.


  • Daha önce söz ettiğim gibi müzelerdeki restoran ve cafelerde yemekler ve fiyatları çok başarılı. Bergama müzesinin ordaki cafede sebzeli lazanya söylemiştim, porsiyon o kadar büyüktü ki, katlarını açıp aralarındaki sebzeleri açıp öyle yedim. Kola ve lazanya için 8.9 euro ödedim.

  • Akşam yemeğinde biraz salata yemek isterseniz bifteği ile iddialı Meksika restoranı Maredo'yu öneririm. 4.60 euro'ya tek seferlik, 6.50 euroya sınırsız açık büfe salata alabilirsiniz. Salata büfesinde haşlanmış brokoli, biber, taze soğan, marul, rendelenmiş havuç, cherry domates gibi lezzetli sebzeler bulabilirsiniz.

  • Biraz daha özel bir restoran olarak KADEWE'nin yanındaki meydanda garsonlarının Türk olduğu ve muhtemelen işletmecisinin de Türk olduğunu düşündüğüm İtalyan restoranı Cafe Mola'yı ve brokoli ve peynirli pizzasını tavsiye ederim.

  • Uzun bir yürüş sonrasında kendinize ödüllendirmek için Unter den Linden bölgesindeki OpernCafe'de biribirinden kalorili pastalar arasından kendinize bir dilim ısmarlayabilirsiniz, benim seçimim Sachertorte oldu :)




Çarşamba, Nisan 30, 2008

Belin-2

Berlin'de yaklaşık 175 müze varmış. Bunların hepsini gezmek mümkün olmadığı için birbirine yakın mesafelerde olan önemli müzeleri dolaştım. Bunun için 19 euroluk 3 günlük müze kartı satın aldım, bu kart ile yaklaşık 70 müzeye bu 3 gün içinde ek bir ücret ödemeden girebiliyorsunuz. Müze adasındaki her bir müzenin girişi 8 euro, bunun yerine isterseniz 14 euroya günlük kart alıp bu bölgedeki müzeleri tek biletle gezebilirsiniz. Hatta Berlinliler için kombine gibi yıllık müze bileti varmış, 1 sene boyunca kullarak tüm müzeleri gezebiliyorlarmış, eh 175 müze anca biter :)



Mutlaka gidip görmeniz gereken müze, bence Bergama müzesi. Türkiye'den ve Mezopotamya bölgesinden getirilmiş tarihi eserler sergileniyor. Zeus sunağının olduğu salon insanı büyülüyor, diğer bölümleri ve ikinci katı mutlaka görün.



Aynı bölgedeki Altes Museum'u da gezebilirsiniz, Mısır'dan getirilmiş bir çok tarihi eser var ve ünlü kraliçe Nefertiti'nin büstünü görebilirsiniz. Zamanınız varsa Alte Nationalgalerie'yi de görebilirsiniz.




Bergama müzesi çok büyük olduğu için 2 günümü bu bölgede geçirdim, 3. günümü ise Kulturforum'daki müzelerde geçirdim.

Resim müzesi : 13-18.yy arasına ait tablolar sergileniyor.



Sanat eserleri müzesi : Farklı dönemlere ait sanat eserleri sergileniyor, hatta özel bir bölümde nasıl yapıldıkları/hangi aletlerin kullanıldığı anlatılıyor. En alt katta ise 20.yy ve 21.yy ait, sanat eseri olmuş veya olmaya aday modern tasarımlar da var.


Tüm müzelerin girişinde üzerinizdeki kaban/mantolar portmantoya bırakılıyor, içeride flaşsız fotoğraf çekmek serbest. Ayrıca girişte ücretsiz hizmet olan sesli rehber alıp eserler hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz. ( bazı ülkelerde bu sesli rehber ücretli oluyor ) Müzeler genellikle sabahları saat 10'da açılıp 18'de kapanıyor, Perşembe akşamları ise saat 22'ye kadar açık, pazartesi günleri bir kısmı kapalı, gezi planınızı yaparken müzelerin açılış ve kapanış saatlerini mutlaka kontrol edin.

Gezdiğim tüm müzelerin içindeki cafe ya da restoranlar gayet güzel, yemekleri lezzetli ve dışarıdaki restoranlara göre fahiş fiyatları yok. O kadar dolaştıktan sonra elma suyu ve soda karıştırarak hazırlanan Apfelschorle iyi geliyor.

Büyük ve kalabalık müzelerde etrafı izleyen çok fazla müze görevlisi var, en ufak şeyde uyarıyorlar. Özellikle tarihi eserlerin olduğu salonlarda mutlaka nem ölçer var, ışığın şiddeti özel ayarlanmış. Hatta kaya üzerine ince ince oyularak yapılmış bir duvar var, onun olduğu odaya girince tavandan hafif hafif su buharı püskürtülüyordu.


Biraz değişik bir bilgi olacak :) Gezdiğim tüm müzelerdeki tuvaletler çok temizdi ve ücretsizdi. Hatta Mısır eserlerinin olduğu müzede tuvalet sadece girişte ya da çıkışta değil, müzeyi dolaşırken kullanabilmeniz için sergi salonlarının arasında bile var. El kurulamak için geri dönüşümle elde edilmiş kağıt havlular kullanılıyor.

Aslında çok fotoğraf var, buraya koyacaklarımı seçmekte epey zorlandım :)

Pazartesi, Nisan 21, 2008

Berlin-1

En son yazımda detaylar çok yakında dedim, ama farkında olmadan epey bi arayı açmışım :) Neyse gelelim detaylara... Nisan ayının ilk haftası eşim iş dolayısıyla Almanya'nın başkenti Berlin'e gidecekti. Ben de yıllık izin ve vize işlemlerini halledip onunla beraber gittim. Böylelikle Berlin'de benim tatil yaptığım, eşimin ise çalıştığı 6 gün kaldık.

Berlin, başkent ve turistik olmasına rağmen huzurlu, düzenli ve güzel bir şehir. İyi gelir getirdiği için turizme çok önem verdikleri kolaylıkla anlaşılıyor. 2. dünya savaşında yerlebir olmasına rağmen tarihi binalar titizlikle restore edilmiş, modern mimaride bir çok bina inşa edilmiş. Bazı binalar da yıkımı hatırlatması için özellikle yıkık bırakılmış (üstteki foto). Ve şehirde inanılmaz inşaat hali vardı, fotoğraf karelerine vinçler de misafir oldu. (alttaki 2 foto)


Olabilecek her şeyin müzesi var, örneğin şeker müzesi :) Gitmedim ama internetten okuduğum kadarı ile şeker nedir, nasıl elde edilir, tarihte şekerin yeri, nelerde nasıl kullanılır, şeker ile ilgili alet edevatlar diye özel konulu müze yapmışlar.

3 gün müze, 3 gün şehirde dolaşarak zaman geçirdim. Kurfürstendamm (Ku'damm - alttaki foto) ve Unter den Linden'da caddeler ve özellikle kaldırımlar çok ama çok geniş ve şehir dümdüz olduğu için yürümek çok keyifliydi. Sabah 8'den akşam 5'e kadar ayaklarım sızlayıncaya kadar yürümeme rağmen 1 kilo alıp döndüm, çikolatadan olsa gerek :)

Önceki yazımda eklediğim fotoğrafta birbirine kavuşamayan 2 zincir halkası görünüyor. Bu halkalar Doğu ve Batı Berlin'i temsil ediyormuş, iki halka birbirine ulaşmak için can atar, ancak bir zamanlar Berlin'inde olduğu gibi birleşemez.

Gitmeden internetten Berlin'in hava durumuna bakmıştım, karla karışık yağmur görünüyordu. Neyse ki kar yağmadı, ama biraz soğuktu. Atkı, bere, eldiven ekipmanım hazır olduğu için sokaklarda dolaşırken hiç üşümedim. Ama o kadar çok mağaza var ki, ihtiyacınız olan şeyi satın alabilirsiniz. Bu tip gezilerde sırt çantasını öneririm, eşyaların kolay taşınmasının dışında sırtınız soğuktan korunur, fotoğraf vs çekerken elleriniz serbest kalmış olur. Bir diğer önerim de mümkünse ağzı fermuarlı ya da çıtçıtlı mont ya da benzeri bi şey giymeniz. Bir cebe ufak tefek harcamalar için küçük bir cüzdan, diğer cebe de cep telefonunuzu koyabilirsiniz. Fotoğraf çekerken kendinizi kaptırıp, eşyalarınızı da başkalarına kaptırmayın, sırt çantanızda esas cüzdanınızı en altlara koyun, üzerine de su, atkı, bere gibi diğer eşyalarınızı yığın.

Önerilerden gidiyoruz, aklıma gelmişken yazayım. Yurtdışı gezilerinde gidilen ülkeye ve otele göre pasaportunuzu yanıza alabilirsiniz ya da otelde kasaya bırakabilirsiniz. Her ihtimale karşı pasaportun ana sayfasını ve geçerli vizenin olduğu sayfanın fotokopilerini çekip yedekte bulundurun, hatta o ülkedeki Türkiye konsolosluğunun adresini ve telefonunu yazın. Paranızı tek bir yerde değil, çantanızda farklı yerlerde güvenli olacak şekilde dağınık saklayın.

Bir sonraki yazıma gezdiğim müzelerden devam etmeyi düşünüyorum. Görüşmek üzere...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...