Pazartesi, Nisan 21, 2008

Berlin-1

En son yazımda detaylar çok yakında dedim, ama farkında olmadan epey bi arayı açmışım :) Neyse gelelim detaylara... Nisan ayının ilk haftası eşim iş dolayısıyla Almanya'nın başkenti Berlin'e gidecekti. Ben de yıllık izin ve vize işlemlerini halledip onunla beraber gittim. Böylelikle Berlin'de benim tatil yaptığım, eşimin ise çalıştığı 6 gün kaldık.

Berlin, başkent ve turistik olmasına rağmen huzurlu, düzenli ve güzel bir şehir. İyi gelir getirdiği için turizme çok önem verdikleri kolaylıkla anlaşılıyor. 2. dünya savaşında yerlebir olmasına rağmen tarihi binalar titizlikle restore edilmiş, modern mimaride bir çok bina inşa edilmiş. Bazı binalar da yıkımı hatırlatması için özellikle yıkık bırakılmış (üstteki foto). Ve şehirde inanılmaz inşaat hali vardı, fotoğraf karelerine vinçler de misafir oldu. (alttaki 2 foto)


Olabilecek her şeyin müzesi var, örneğin şeker müzesi :) Gitmedim ama internetten okuduğum kadarı ile şeker nedir, nasıl elde edilir, tarihte şekerin yeri, nelerde nasıl kullanılır, şeker ile ilgili alet edevatlar diye özel konulu müze yapmışlar.

3 gün müze, 3 gün şehirde dolaşarak zaman geçirdim. Kurfürstendamm (Ku'damm - alttaki foto) ve Unter den Linden'da caddeler ve özellikle kaldırımlar çok ama çok geniş ve şehir dümdüz olduğu için yürümek çok keyifliydi. Sabah 8'den akşam 5'e kadar ayaklarım sızlayıncaya kadar yürümeme rağmen 1 kilo alıp döndüm, çikolatadan olsa gerek :)

Önceki yazımda eklediğim fotoğrafta birbirine kavuşamayan 2 zincir halkası görünüyor. Bu halkalar Doğu ve Batı Berlin'i temsil ediyormuş, iki halka birbirine ulaşmak için can atar, ancak bir zamanlar Berlin'inde olduğu gibi birleşemez.

Gitmeden internetten Berlin'in hava durumuna bakmıştım, karla karışık yağmur görünüyordu. Neyse ki kar yağmadı, ama biraz soğuktu. Atkı, bere, eldiven ekipmanım hazır olduğu için sokaklarda dolaşırken hiç üşümedim. Ama o kadar çok mağaza var ki, ihtiyacınız olan şeyi satın alabilirsiniz. Bu tip gezilerde sırt çantasını öneririm, eşyaların kolay taşınmasının dışında sırtınız soğuktan korunur, fotoğraf vs çekerken elleriniz serbest kalmış olur. Bir diğer önerim de mümkünse ağzı fermuarlı ya da çıtçıtlı mont ya da benzeri bi şey giymeniz. Bir cebe ufak tefek harcamalar için küçük bir cüzdan, diğer cebe de cep telefonunuzu koyabilirsiniz. Fotoğraf çekerken kendinizi kaptırıp, eşyalarınızı da başkalarına kaptırmayın, sırt çantanızda esas cüzdanınızı en altlara koyun, üzerine de su, atkı, bere gibi diğer eşyalarınızı yığın.

Önerilerden gidiyoruz, aklıma gelmişken yazayım. Yurtdışı gezilerinde gidilen ülkeye ve otele göre pasaportunuzu yanıza alabilirsiniz ya da otelde kasaya bırakabilirsiniz. Her ihtimale karşı pasaportun ana sayfasını ve geçerli vizenin olduğu sayfanın fotokopilerini çekip yedekte bulundurun, hatta o ülkedeki Türkiye konsolosluğunun adresini ve telefonunu yazın. Paranızı tek bir yerde değil, çantanızda farklı yerlerde güvenli olacak şekilde dağınık saklayın.

Bir sonraki yazıma gezdiğim müzelerden devam etmeyi düşünüyorum. Görüşmek üzere...

2 yorum:

Tijen dedi ki...

Berlin güzel yer değil mi? (Bir de hava güneşliyse değme turistin keyfine!)

sennur dedi ki...

Anneler günün kutlu olsun, güzel bir hafta dileklerimle
Sevgiyle kal

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...