Salı, Aralık 20, 2005

Madrid : Palacio Real

Aradan epey zaman geçti. En son 20 Kasım'da Madrid'e Giriş başlığıyla yazmışım. Uzun aradan sonra kaldığım yerden devam edeyim. Biraz bölük pörçük oldu, ama hem kendime arşiv olsun hem de sizlerle bir şeyler paylaşayım diye yazmaya devam ediyorum. Merak etmeyin az kaldı, bugün tatilin sondan ikinci günündeyiz.

Ağustos ayında gitmiş olmamıza rağmen hava ilk defa güneşliydi. Sabah erkenden (9'da) otelden fırladık, ilk durağımız Palacio Real (Kraliyet Sarayı), giriş ücretli, ama ne kadar oloduğunu artık hatırlamıyorum:(

İspanya'da kraliyet devam ediyor, ancak artık burda oturmuyorlarmış. Sadece resmi törenlerde geliyorlarmış. İspanya'da iç savaş yaşansa da Fransa'da olduğu saraylar talan edilmediğinden bu sarayın içinde eşyalar duruyor. Dolmabahçe sarayının biraz daha büyüğünü düşünebilirsiniz.

Odalarda süslemeler çok gösterişli. Hatta aynı anda 160 kişinin oturabileceği upuzun bir yemek masasının olduğu bir yemek odası var.



Aşağıdaki resim 1594'te II.Felipe tarafından sarayda kurulmuş eczanenin odasından bir görüntü. İçlerinde şifalı bitkilerin olduğu vam ve seramik kavanozlar, çekmeceler var. Hatta el yazması ilaç tariflerinin olduğu defterler de var.
Kraliyet Silahhanesinde ise bir silah kolleksiyonu ve kralite ailesinin kullandığı zırhlar var. Dikkatli bakınca bazı zırhların üzerinde delik ya da ezikler görülebilir. 10-15 yaşındaki çocuklar (prensler için hehalde) için yapılmış zırhlar da var. İçerisi hafif loş olduğundan olsa gerek sanki atlar harekete geçecek gibi insanın içi ürperiyor.

Madrid'de de bir Colon meydanı var ve ortasında Barcelona'da olduğu bir Kolomb heykeli var. Ayrıca Kristof Kolomb'un Amerika'ya yaptığı gezileri anlatan aşağıdaki fotoğraftaki 4 büyük modern beton heykel var.


Bu heykellerin hemen yakınında Arkeoloji müzesi var. İstanbul Arkeoloji müzesini görmüş biri olarak burayı beğenmedim. Bir arkeoloji müzesinde neler olur diye görmek için bence İstanbul'a gelmeliler. Eser sayısı azdı ve çok göstermek için dağınık koymuşlar, konu dışı eserlerle süslemişler.

Burdan çıktıktan sonra koştur koştur İspanyolların Amerika'daki sömürgelerinden, örneğin Mayalardan, getirdikleri eserlerin sergilendiği Museo de America'ya gitmek üzere yola çıktık. Müzenin hemen yakınında metro çıkışı yoktu, yol inşaatı olduğu için otoyolun öteki tarafına geçmeyi beceremedik. Cumartesi günleri de müze 15:00'te kapandığı için bu müzeyi görmeyi çok istemiş olmamıza rağmen yetişemedik (pazar günleri de kapalı).

5 yorum:

NAZLICA dedi ki...

Nurdan çok güzel fotoğraflar çekmişsin. Gördükçe hatırlıyorum benim de gezdiğim yerleri.Ellerine sağlık.

berrin dedi ki...

Resimler ve anlatımın için teşekkürler.

akçahan dedi ki...

Çok keyifle,geziyormuş gibi okudum.Teşekkürler Nurdan.

Dilek dedi ki...

Merhaba sitenize ilk girisim.Cok basarili ve keyifli buldum.Ozellikle madrid geziniz bana onbilgi acisindan iyi oldu.Ben 2,5 yildir Yunanistan`da yasiyorum ve kalan 8 ayi degerlendirmek icin mayis ayinda madrid`e gitme planimiz vardi.Simdi nereleleri gormem gerektigini ogrendim.Cok tesekkurler...

İncik Boncuk dedi ki...

madrid ile yazacaklarım henüz bitmedi :( ama gitmeden sorunuz olursa mail atabilirsiniz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...