Pazartesi, Ocak 27, 2014
Rengarenk Boyunluklar - Atkılar
Diğer bloguma epey bir örgü ekledim, neler mi ördüm? Buradan buyrun :)
Yeşillim Boyunluk
Pudra Rengi Degaje Boyunluk
Pirinç Boyunluk
Çocuklara Atkı
Pamuk Helva Atkı
Salı, Kasım 19, 2013
İş Bankası Kültür Yayınları - Hareketli Kitaplar
El göz koordinasyonunu geliştirmek, 3 boyut algısını desteklemek ve kendi hikayelerini oluşturabilmeleri için sayfalardaki hareket ettirilebilen parçalar çok güzel. 2 seneden uzun süredir bizimkilere dayandığına göre epey de dayanıklı diyebiliriz. Yalnız küçük yaşlarda çocuklar açıp kapanan/dönen parçaların arkasına bakmak ya da çıkartmak isteyebiliyorlar, tabii bu da parçanın yırtılmasına sebep oluyor, çocuk kitaba alışana kadar biraz eşlik etmeniz iyi olur.
Bu sabah Unnado'da kampanyada görünce hemen yazmak istedim, hatta evde eksik olanları da sipariş verdim :)
Cuma, Kasım 01, 2013
Çocuklarla Belgrad Turu
Türk Hava yollarının gittiğiniz günü kazanabileceğiniz şekilde erken saatte giden, döndüğünüz gün öğleden sonra evde dinlenebileceğiniz şekilde sabah dönen uçak saatleri bizim için çok uygun oldu. Cuma sabah gidip, pazartesi sabah döndük, sonuç olarak 3 gece ve net 3 gündüz kalmış olduk.
Araç trafiğine kapalı Knez Mihailova caddesindeki Belgrade Art Hotel'de kaldık, otelin kapısından dışarı fırlayan 2 çocuk için epey güvenilir konaklama yeri oldu. Kalemegdan, hayvanat bahçesi, yemek yerleri açısından merkezi bir noktada yer alıyor. Otelin kapısının önüne kadar taksi gelmiyor, bi 100 m kadar çantanızı kendiniz taşımanız gerekiyor. 2 çocuk ve 2 bavul ile bu mesafeyi yürümekte zorlanmadık açıkçası. Otel personeli çok güleryüzlü ve yardımsever, giriş katındaki pastaları da nefisss.
Gelelim 2 tane 4 yaşında çocukla Belgrad'da nereler gezilir?
- Çok güzel ve temiz bir şehir.
- Halkı çocuk dostu, bizimkiler bağırıştığı zaman gürültü yapan çocuklar diye değil, eğlenen çocuklar diye baktılar.
- Ulaşım ucuz, Hayvanat Bahçesi aslında yürüme mesafesinde ancak biraz zaman kazanalım, içeride daha çok dolaşırız dediğimiz için otelden taksi ile gittik, 8 euro'ya denk gelen bir ücret ödedik.
- 3 günün 2 gününü Hayvanat Bahçesinde geçirdik; aslan, ayı, kaplan, albino leopar, timsah, su aygırı, zürafa, zebra, fil vs vs epey çok hayvan var, alan çok geniş, yemyeşil olduğu için 2 günde bile her yerini gezebildiğimizi söyleyemem. Tabelalar Sırpça olduğu için hayvanlarla ilgili yazıları okuyamadık maalesef.
- Görmeniz gereken yerlerden birisi kesinlikle KALEMEGDAN yani Türkçe’siyle Kalemeydan, Belgrad Kalesi, kocaman parkı, muhteşem manzarasıyla çok güzel bir gezi alanı. Tepeye çıktığınız Tuna ve Sava nehirlerinin kesiştiği noktayı görebilirsiniz. Çocukları bırakın kocaman ağaçların arasında koştursunlar.
- Şehrin yeni yerleşim bölgesinde UŠĆE alışveriş merkezi var, bizim alışveriş merkezlerinden bir farkı yok, sadece en üst kattaki oyuncak mağazası ilgimizi çekti, çocuklara bir iki oyuncak alıp çıktık. Fiyatlar Türkiye ile hemen hemen aynı değerdeydi.
- Otelimizin olduğu caddenin bir paralelindeki caddede Akademik Park olarak da bilinen Studentski Park'ta minik bir çocuk oyun parkı var, çocukların enerjilerini atmaları için iyi bir fırsat olabilir. Onlar oynarken siz de yemyeşil parkın keyfini çıkartırsınız.
- Kahve çok ucuz ve lezzetli.
- Kahvaltı : Otelin kahvaltı büfesi hayli zengindi, damak tadımıza ve çocuklara göre bir şeyler bulmakta zorlanmadık.
- Ara öğünler : Kalenić Pijaca, Belgrad'ın sabit pazarı. Kaldığımız otel 10 dakika yürüme mesafesindeydi. Çocuklarla eşimde otelde öğlen şekerlemesi yaparken ben gidip atıştırmalık muz, akça armut, mürdüm eriği filan aldım, dolaşırken kan şekerimizi dengelemek için pratik oldu.
- İstanbul'dan giderken bavula 2-3 paket galeta ve çiğ badem de almıştık, ani enerji desteği gereken durumlarda çok işe yaradı.
- Öğle ve akşam yemeği : Izgara somon, ızgara et, pizza, makarna, salata yedik. Çocuklar için aman sağlıklı beslensin diye takılmadık, amacımız öncelikle karınlarının doyması, kan şekerlerinin düşüp cozutmamaları bizim için en önemli kriterdi. Tabii önce karınları doysun derken bi tabak dolusu patetes kızartması da yedik mi yemedik elbette :)
- Otelimize yakın paralel sokaktaki Monument'ta 2 gece yemek yedik, hem servisinden hem de yemeklerinden çok memnun kaldık.
- Bu restorana yakın hemen çaprazda market var, su vs alabilirsiniz.
Pazartesi, Şubat 27, 2012
Üç Kedi Bir Dilek

YapıKredi Yayınlarından bu ay çıkan Sara Şahinkanat'ın öyküsünü yazdığı, Ayşe İnan Alican'ın da resimlediği ÜÇ KEDİ BİR DİLEK isimli kitap benimkilerin favori kitabı oldu. Hem resimleri hem de öyküsü ile insanın içini ısıtıyor.
Salı, Şubat 21, 2012
Playskool Renkli Variller ve Küpler

Çocukların küçük oldukları, her şeyi ağızlarıına götürdüğü dönemde hem parçası hem de materyali açısından güvenli olmasına dikkat oyuncak almaya çalıştım. Playskool'un tüm oyuncaklarını tavsiye ederim, dönem dönem marketlerde kampanyaları oluyor, denk gelirseniz alıp stok yapmanızı öneririm. Playskool'dan aldığımız bütün oyuncaklar çok sağlam çıktı, çok da uzun ömürlü oldu.
Örneğin resimlerini eklediğim bu renkli variller ve küpleri çocuklar 6 aylıkken filan almıştım, 2.5 yaşında oldular hala kullanıyoruz, fiyatı da gayet hesaplı. Varilleri birleştirebilmek çocuk için çok önemli bir adım, küpleri boyutlarına göre sıralayıp kule yapmak problem çözme ve büyük/küçük kavramlarını geliştirmesini sağlıyor.
Biz şimdi bu oyuncakları nasıl kullanıyoruz : bardak/tabak oluyor evcilik oyunuyoruz, renklerine göre grupluyoruz, varillerin içine ceviz/fındık koyup müzik yapıyoruz...
Perşembe, Ocak 26, 2012
Çamaşır mandalları
Tüm nesillerin oynadığı/oynayacağı oyuncak ne deseler, kesinlikle çamaşır mandalı derim :) Bizim zamanımızda şimdiki gibi öyle yanar döner, ışıklı, çiçekli böcekli, zeka geliştiricili oyuncak yoktu, 1-2 plastik ya da örgü bebek, evde kullanılmayan tencere tava vardı. Şimdiler bir oyuncak dükkanına girin, mini makyaj masasından tutun, blender, çamaşır makinası, envai çeşit robot vs vs dünyanın oyuncağı var.
Bizim aldıklarımız, hediye, eş dosttan gelenlerle ev tıka basa oyuncak dolu. Ama napıyor benim köfteler annesinin çamaşır mandallarına ve sepetine dadanıyorlar. O mandallar tren, helikopter, tırtıl, makas oluyor; sepetin içine sayarak dolduruyoruz, tişortümüzün kenarlarına takıp kuş oluyoruz, artık hayal güçlerine göre ne isterlerse yapıyorlar.
Biz çamaşır asarken hemen yardıma koşuyorlar, kenarlarda bıraktığım boş tellere ya da astığım çamaşırlara onlar da mandalları tutturuyorlar. İnanın evdeki bir çok oyuncaktan daha fazla zaman geçiriyorlar. Hem öyle oyalansınlar gibi de düşünmeyin, aslında çıktısını düşünürsek mandal ile oynamak hayal gücü + ince motor gelişimi için çok önemli bir aktivite veeee her evde bulunan çok ucuz bir malzeme, tavsiye edilir :)
Pazartesi, Ocak 02, 2012
Uyku Düzeni
İlk aylarda kendi kendilerine uyuyabiliyorlardı, ama gaz olayı işin içine girince ev tipi anakucakları için sallamaya başladık. Anakucağında sallayıp uyutuyoruz, yatağa koyuyoruz, hop yarım saat sonra uyanıyorlar, haydi sil baştan, tekrar salla-uyut-yatağa koy-uyansın bu döngü sabaha kadar devam eder, anne işe mosmor gözlerle uykusuz işe gider. Bu şekilde sallanıp uyuma olayı taaaaam 17 ay devam etti.
Uykusuzluğun annenin canına tak ettiği bi gece "koca adam oldunuz yatın bakayım yataklarınızda" dedim, o gece 2 saate kadar direndiler, tabii bu süre içinde hiç yalnız bırakmadım, yanlarında oldum, pışpışladım, en sonunda o kadar çok uykulardı var ki yorulup uyuyakaldılar. Sonraki günler anakucağını yine istediler, koyduk ama sallamadık, baktılar sallanma bitmiş biraz pışpışla uyudular. Sadece gece ilk uykuya geçiş biraz sancılı oldu, ama kararlı davranınca ve 5 güne varmadan tüm sallanma faslı bitti.
Bu kendi kendine alıştırma sürecinde bence en önemli konu evdekilerin tutarlı davranmasıdır, babaannemiz ve bakıcımızla da yöntem üzerinde anlaştık. Hatta sonrasında el/ayak alışkanlığımıza rağmen iyice unutmaları için uzun bir süre sallamamaya çok ama çok dikkat ettik.
Artık 28 aylık olduk, yaklaşık 10 aydır kendi kendimize uyuyoruz, deliksiz bir uyku mu hayır, her gece mutlaka biri kalkar, hele de kış olduğu için geceleri burunları tıkanıyor, soğuk hava nemlendiricisi çalıştırıyoruz, ama bir yere kadar yardımı oluyor.
Velhasıl uyku konusundan yatağına ve kendi kendine uyumaya alıştırmaktan korkmayın, çocuğu ağlatmak olarak düşünmeyin, bebek kendini sözcüklerle ifade edemediği ve tek iletişim yöntemi ağlamak olduğu için ağlıyor, aslında : "anne ben sallanmaya alıştım, kendi kendime nasıl uyunur bilmiyorum, n'olur yardım et, çok uykum var" diyor. Ağlarken odasında yalnız bırakmayın sakinleştirin, sarılın, dokunun, öpün, pışpışlayın, daha anlamaz demeyin ne yapması gerektiğini defalarca anlatın, sizin ses tonunuzdan anlayacak, rahatlayacaktır.
Yeni yılı uyku ile açtık, deliksiz uyku dolu geceleriniz olsun.
Mutlu yıllar ...
Salı, Aralık 27, 2011
Çocuklara Bere ve Atkı
Bizim buralarda havalar iyice soğudu, yüksek tepelerde kar var, dışarı çıkarken soğuktan korunabilmek için bere ve boyunluğumuzu mutlaka takıyoruz.
Babaannemizin Alize'nin örgü dergisindeki tarife göre ördüğü bere işte karşınızda, takım olsun diye de atkısını ördü.
Bere : Dergideki tarife göre örüldü, ancak benimkiler bağlatmayacağı için ucuna ip yapmadık, çıtçıt dikeceğiz muhtemelen.
Atkı : Bi ters bi yüz şeklinde klasik atkı olarak ördük.
Malzeme : Bir atkı + bere takımı için 1 yumak yeterli, 5 numara şiş
Salı, Aralık 20, 2011
Turkuazoo
Turkuazoo, Forum İstanbul alışveriş merkezinin içinde yer alıyor, gezi öncesi enerji depolamak isterseniz IKEA'da bir şeyler atıştırabilirsiniz.
İçerisi hafif karanlık olduğu için çocuklara birebir eşlik etmek gerekiyor, benimkilerden biri ısrarla beyaz büyük balığa takıldığı için sürekli geri kaçıp duruyordu, daha çok büyük balık göreceğiz, köpekbalıkları da varmış diye ancak ikna ettik. Deli danalar gibi koşup "balık balık, sarı balık, turuncu balık, büyük balık, kocaman balık" diye bağırışıp durdurlar.
Girişteki akvaryumların çoğu çocukların görebileceği yükseklikte, 80 metre uzunluğundaki tünel de çok keyifli. Ancak camekanlar biraz yüksek olduğu için çocukları kucağımıza almak zorunda kaldık, aslında bizimkiler tünelde balıklardan ziyade yürüyen bantla ilgilendiler, o da ayrı konu :) Çıkışa doğru o kadar yorulmuşlardı ki, bi baktım kenarlardaki yükseltilere oturmaya başlamışlar.
Bilet fiyatları malesef biraz pahalı, biz internetteki bir fırsat sitesinden aldığımız indirim kuponuyla gittik, bu şekilde biraz daha hesaplıya geldi. Fırsatınız olursa gitmenizi öneririm.
Salı, Aralık 13, 2011
Mozaik Pasta (Yumurtasız)
Evde hem çocuklara aktivite olsun, hem de misafirlerimize ikram edelim diye geçen akşam mozaik pasta yaptık. Bemim bıdıkların ellerine birer paket bisküviyi verdim, içinden tek tek çıkardılar, biraz yediler, biraz becerebildikleri kadar kırdılar, sonuna doğru canları sıkıldı, oyuncakları ile oynamak için kaçıp gittiler.
Malzemeler:
* 400 gr petibör bisküvi (2 paket)
* 2 çay bardağı süt
* 2 yemek kaşığı şeker
* 2 çorba kaşığı dolu dolu kakao
* 1 çay bardağı fındık yağı
* 1 paket vanilya
* 1/2 su bardağı kırık ceviz/kabuksuz antep fıstığı
* Portakal kabuğu rendesi (isteğe bağlı)
Yapılışı:
Önce yere bi sofra örtüsü serilir, büyük bir tepsi ve tepsinin içine de rahat rahat 3 kişinin ulaşıp bisküvileri kırabileceği büyükçe bir kap konur, sonra minik ellerin becerebildiği kadarı ile bisküviler kırılır, anne de arada büyük olanlara müdahale edip kırmaya destek olur.
Sütün içine eklediğiniz şekeri ateşte erittip ılıttıktan sonra kakao ve yağı katıp karıştırın, vanilyayı da ekleyip karıştırmaya devam edin. Kırılmış bisküvileri, cevizi, fıstıpı ekleyip iyice karın, en son olarak da portakal kabuğunu ekleyebilirsiniz.
Kolayca çıkartabileceğiniz bir kabın içine buzdolabı poşeti ya da streç film serip karışımı içine dökün, derin dondurucuda minimum 2 saat, tercihen 1 gece bekletin. Sonra afiyetle yiyebilirsiniz.
Perşembe, Aralık 08, 2011
Yeni Oyuncaklarımız
Aslında çok da iyi oldu, yarım saatten fazla oynadık; kuleler yaptık, devirdik, yerde halka yapıp içine girdik, kağıt kavluları 4lü yapıp yanyana koyduk tabure gibi oldu, üstüne oturduk, yerde yuvarladık, tren yaptık, vs vs.. Bir süre sonra açmaya başladılar, her yer kağıt olup cozutmaya başladığında anne olaya müdahale edip topladı :)
Her evde bulunabilecek, kırılıp, dökülme riski olmayan çok basit bir oyuncak ile kefiy alarak oynadık, eve ve evdeki herkese ait bir şey ile oynadıklarında çocuklar çoooook mutlu oluyorlar.
Pazartesi, Aralık 05, 2011
Çocuklar için boyunluk

Bir önceki yazımda kendime ördüğüm boyunluklardan söz etmiştim, evdeki 2 minnoşa da örmeye başladım. 11 cm eninde (30 ilmek) 32 cm uzunluğunda olacak. Alize'nin Şekerim Bebe yününü ve 3.5 numara şiş kullandım. Aslında takımı olsun diye bir de beresini örsem güzel olur değil mi?
Salı, Kasım 29, 2011
Boyunluk


Son bir haftadır havalar iyice soğudu, evden çıkarken çantama mutlaka beremi ve boyunluğumu atıp öyle çıkıyorum. Atkı, şal filan kullanamıyorum, çantamda bi dünya yer kaplıyorlar, o nedenle boğazımı koruyacak kadar pratik şeyler kullanmayı seviyorum.
Aslında boyunluk olayının pratikliğini atkı örmeye başlayıp sonra sabredemeyip bu kadar kısa olsa yeter derken keşfettim. Sadece 2 tanesinin fotoğrafını koydum, ama son 2-2.5 sene içinde renk renk en az 15 tane örüp hediye etmişimdir.
Krem rengini örmek çok basit, yaklaşık genişliği 25 cm, uzunluğu da 50 cm olacak şekilde haroşa örüp ucundan birleştiriyorsunuz.
Gri olan model ise diğerine göre daha çok el oyalıyor ve ip tüketiyor, ama çok şık duruyor.
Her iki modeli de Nako'nun Vizon ipini 5 numara şiş kullanarak ördüm, eminim sizler daha güzellerini örebilirsiniz, yayınlamamı isterseniz fotoğraflarınızı bekliyorum.
Sevgiler
Çarşamba, Kasım 23, 2011
Çocuklar ve Ateş
Bizde biri hastalanınca diğeri de mutlaka hastalanıyor, %50 şansım hiç yok yani. Hal böyle olunca yorucu geceler gündüzler çocuklar ancak kendine geldi, geldi dediysek de büyüklerin hep söylediği hastalıkla çocukta huyu değişir sözünü de teyid etmiş olduk. Eskisine göre daha kolay huysuzlanıyorlar, bazı şeylerde taviz verebildiğimizi öğrendiler, artık bunu daha iyi kullanıyorlar.
Sözün özü hastalık zor iş, en önemlisi sakin olmak gerekiyor, ilaç verdiğiniz halde 1 saat içinde düşmeyen ateşi çok iyi takip etmek gerekiyor, ıslak havlularla dışardan desteklemenin çok faydasını gördük ve tabii ki çocuk dokturunu mutlaka bilgilendirmek gerekiyor.
Hepinize bol sağlıklı günler dilerim :)
Perşembe, Ekim 06, 2011
LCWaikiki
Havalar serinledi malum, geçen kıştan kalan sweatshirtlerimiz biraz küçülmüş, yenilerini almak gerek, ama fırsat bulup bir türlü gidemedim.
Neyse, LCWaikiki'nin online satış yaptığını fark ettim, hatta geç fark ettiğime de çok üzüldüm. Ürünleri hem kaliteli hem de uygun fiyatlı olduğu için mağazaları müşteri akınına uğruyor, benim gibi zamanı kısıtılı olanlar için uygun bedeni vs bulmak biraz yorucu oluyor.
Dün saat 11 gibi ilk siparişimi verdim, aynı gün saat 16:00 gibi siparişimin kargoya verdildiğini bildiren email geldi ve bugün öğleyin kargoyu teslim aldım. Ürünler kutunun içine konmuş, kutunın dışına da naylon ile kaplanmış. İnternetten yapılan alışverişlerde iade/değişim ve kargo ücreti genelde soru işaretlerine neden oluyor, LCW sitesinde verilen bilgilere göre 50 TL üzeri alışverişlerde kargo ücretsiz ve eğer aldığını ürünü değiştirmek isterseniz kullanılmamış olmak kaydıyla en yakın mağazasına götürebiliyorsunuz.
Son aylarda çok popüler olan indirim siteleri çok ciddi yavaş çalışıp sabrımı tüketirken LCW'nin online alışveriş sayfasının çok hızlı çalışması içime su serpti. Gerçekten hızlı, bi yere tıklayıp uzun uzun hiç beklemiyorsunuz. Renk, yaş, beden, model, fiyat, indirim, uzun/kısa yol, yaka vs filtreleme opsiyonları çok çeşitli olduğu için aradığınız ürünü çok kısa sürede buluyorsunuz.
Minnolara 1er sweatshirt ve 1er yelek aldım, bir sonraki alışverişi artık kendim için yapacağım :)
Cuma, Eylül 30, 2011
Tefal Actifry

Tefal Actifry çıktığından beri alsak mı diye hep söylüyordu, ancak fiyatından dolayı ben pek pas vermemiştim açıkçası, kocaman aleti mutfakta nereye koyacağım derdi var, o da ayrı konu.
Neyse Ramazan bayramı öncesi hepsiburada'da indirim vardı, düşündük taşındık, internetten araştırdım, yorumları okudum, tarif kitabında örnek yemeklere baktım, sadece patates kızartması dışında işe yarayabileceğine ikna oldum, tamam dedik alalım. Sipariş verdik, bayramdan sonra hemen teslim edidi.
Heyecanla o akşam patates kızartması denedik, evet 1 kaşık yağ ile leziz patates kızartması yedik, çocuklar da bayıldı.
İçinde dönen pervane sayesinde altı üstü güzel pişiyor, sürekli kapağı açıp karıştırmak zorunda kalmıyorsunuz. Fırınla üstüne kapak kapatılmış tava arası bir alet, bu açıdan pratik bulduğumu söyleyebilirim. Bir pazar sabahı -ayıptır söylemesi- sucuk dilimleyip içine attım, 5 dakikaya ayarladım, sucukta yeterince yağlı olduğu için hiç yağ eklemedim, 5 dakika sonra her iki tarafı kıvamında pişmiş sucuklar hazırdı. Bu 5 dakika içinde aman ters yüz edeyim, ocağın altını kısayım filan diye uğraşmadım.
Tek eksik tarafı saati çaldığında otomatik durmaması, bir üstü modelinde var, ama aradaki fark için bence elzem bir eksiklik değil.
O kadar para verdik aldık, mümkün olduğunca kullanmaya çalışıyorum, neler denedik, ne kadar süre pişirdik anlatayım, bunlar tecrübe usulü, elbette sizin koyduğunuz miktara ve kalınlığına göre değişiyor. Bu arada balık ve tavuğu çok uzun süre pişirmemeye dikkat edin, bu sefer de çok çabuk kuruya biliyor, pişmeye yakın kapağını açıp bi kontrol ederseniz iyi olur.
* Patates : 20-25 dk, Parmak dilimlenmiş
* Sucuk : 5 dk, dilimlenmiş
* Kabak : 15 dk, Halka halka dilimlenmiş
* Biber : 15 dk, çekirdekleri temizlenmiş, dilimlenmiş
* Tavuk : 20 dk, kemiksiz kalça
* Somon : 15 dk, iglo dondurulmuş somun buzu biraz çözülmüş, kibrit kutusu boyunca kesilmiş
Afiyet olsun :)
Çarşamba, Eylül 28, 2011
Ayşe Kulin ve kitaplari
Bu aralar Ayşe Kulin'in kitaplarına sarmış durumdayım, çok akışı ve sürükleyici bir anlatımı var, çok uykum gelmiş bile olsa gece kaptırıyorum, sabah da uykuma almadan kalkıyorum :)
DR mağazalarında 9.90 TL'ye küçük boy indirimli kitapları satılıyor, hatta bazılarında ikincisi %50 indirim kampanyası olabiliyor. iki kitabı 15 TL'ye alıyorsunuz. Hem hesaplı oluyor, hem de ebatları küçük olduğundan her yere kolaylık taşıyabiliyorsunuz, ayrıca bu kitapları basmak için daha az kağıt kullanıldığı için çevreye de katkıda bulunuyoruz.
Ayşe Kulin'in tüm kitaplarını öneririm, aa bir de Zülfü Livaneli'nin son kitabı Serenad'ı da çok beğendim.
* Türkan Tek ve Tek Başına
* Sevdalinka
* Nefes Nefese
* Umut
Salı, Eylül 13, 2011
Gece Bahçesi

Bizimkiler ilk kez gece bahçesi ile tanıştıklarında sanırım 1 yaş civariydı. O zaman pek bi şey anlamadilar, ilgilenmediler. 22 aylıklardı, cdleri bi kenarda unutmuşuz, hadi bi daha deneyelim dedik, bayıldılaaaar, sürekli izlemek istiyorlar, gördüklerini dilleri döndükçe bize anlatıyorlar.Geçenlerde DR'dan İş Bankası yayınlarından Gece Bahçesi - Eğlenceli Sesler (Sesli Kitap) kitabını satın aldım, sayfalarda kırmızı düğmeler var, basınca diziye ait sesler çalışıyor. Başucu kitaplarımızdan oldular.
TV konusuna gelince uzmanların tv ile ilgili farklı görüşleri var, açıkçası teorikle pratik her zaman bizim evde uymuyor. Hareketli 2 çocuğu idare edebilmek, 2 dakika nefes alabilmek için arada açıyoruz, fırsat bulursam da aa henry muz yiyor, bizim ördeğimiz nerde, abinin kırmızı şapkasını gördün mü gibi interaktif hale getirmeye çalışıyorum.
Büyükçe ilgi alanları değişiyor, önce Baby tv ve Baby First'teki çizgi filmleri izliyorlardı, şimdilerde gece bahçesine bayılıyoruz, yavaş yavaş sanki ilgimiz Tamirci Manny'e kayıyor, yakında bütün ev inşaat ve tamir malzemeleriyle dolar :)))
Cuma, Eylül 09, 2011
Galt Yapboz


Bu yapbozları bir arkadaşım hediye getirmişti. Bıdıkların kağıt kemirme merakları geçince -20 aylıklardı sanırım- ilk yapbozlarımızla tanıştık. Resimleri çok sevimli, kartonların kalınlığı kolay kolay kırılmayacak kıvamda, minik ellerin parçaları birleştirebilmesi için yeterinde büyük ve parçaların girintileri çıkıntıların tam onların yaşına uygun zorlukta.
Önce ne yapılacağını anlamadılar, hepsini ben yaptım, yaparken aa bu koyunun parçasıymış, aaa bu da helikopter oldu, haydi traktörün diğer parçasını bulalim, o değil, bu değil, yaşasın bulduk, traktörü yaptık filan diye epey anlattım. Özellikle ilk başta birleşen resmi alıp başka yere taşımak istediklerinde ortadan ayrıldığı için çok sinirlendiler, onlara bunuların yapboz olduğunu istersek tekrar tekrar beraber yapabileceğimizi anlattım, 2. 3. denememizde alıştılar, şimdileri artık kendileri yapıyor, birleştirdiğimiz ojbenin hemen adını söyliyor, hayvansa sesini taklit ediyoruz, araçsa ses efekti yapıyoruz.
Oynayıp sıkıldıklarında artık kendileri toplayıp kutularına koyuyorlar, parçalar kaybolmasın diye diye anne de dolabımıza saklıyor :)
Salı, Eylül 06, 2011
Ennn pratik mama sandalyesi
Bizde bi de iki çocuk olduğundan mutfakta iki sandalye birden çok fazla yer kaplayacağından ikincisini almaya bile hiç girişmedim, iyi oturabiliyor duruma gelinceye kadar yine Chicco'nun Dreams ana kucağının sırt dayama bölümünü dikleştirerek idare ettik.
9 aylık olmuşlardı sanırım, IKEA'ya gidip mama sandalyelerimizi (ve tabii ki tepsisini) aldık. Etrafı daha açık ve çocuklar dik oturup sağa sola bakınabildikleri için daha çok sevdiler ve sahiplendiler. İkinci el aldığım sandalyeyi de 3. el olarak hemen sattım :)
Sandalyenin ayaklarını kolaylıkla söküp takabiliyorsunuz, parçaları da hafif olduğundan taşıması çok rahat, daha küçük aylarda sırtlarını desteklesin, yumuşak olsun diye içine uygun küçük minder var, ancak bizimkiler zayıf olmasına rağmen minderler fazlalık gibi oldu, hiç kullanmadık. Bizimkiler yemek yerken yaramazlık edip çok batırdıklarında silmekle hiç uğraşmıyorum, küvetin için koyuyorum, duşla biraz su tutuyorum, tertemiz oluyor. Pikniğe, misafirliğe filan gideceğimiz zaman babamız hemen masanın ayaklarını söküyor, arabanın arkasına atıp götürüyoruz, gittiğimiz yerde de onlar rahat biz rahat yemek yiyoruz, tepsilerine konan yemekleri yiyorlar, eğer resim defterleri, kitapları vs varsa oyalanabiliyorlar.
Herkese ısrarla tavsiye ederim :)

